Melih's profileEn fazla önemsediğim kiş...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    04 November

    :(

    cansu cnm arkadaşım çobuk iileş ne olur :(:(

    BÖYLE SEVDİM SENİ....

    BÖYLE SEVDİM SENİ....
     
    Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören.
     Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde
     olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada
     kalmalıydın.
     Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi
     seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı,
     ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.
     Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle.
     Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin
     karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine
     çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin...
     En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni
     denizsiz düşünemedim.
     Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar
     gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın,
     en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki
     sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız,
     içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım
     seninle.
     Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu.
     Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda
     patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o
     menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı
     engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir
     göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin.
     Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni,
     kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu
     sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini,
     sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı
     anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle
     seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.
     Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim.
     Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim
     çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
     Sevdim işte ötesi yok

    HeR GeCe RüYaLaRıMa GiReRSiN!!!

    HeR GeCe RüYaLaRıMa GiReRSiN!!!

     

    Senin varlığını özledim duyuyor musun?Bak nasıl artıyor ellerimin sıcaklığı.
    Dinle bak nasıl çarpıyor yüreğim.
    Bütün sokaklarında bu şehrin sana koşuyorum.Seni soruyorum gelip geçene, 'Görmedik', diyorlar.Anlamıyorlar seni nasıl özlediğimi, Nasıl sevdiğimi bilmiyorlar.
    Volkanlar tutuşuyor,
    Ormanlar yanıyor içimde.
    Her gece milyonların uyuduğu bir anda devler uyanıyor içimde.

    Seni düşünüyorum,
    Karanlıklar içinden özlemli sesin geliyor.
    Bir ışık yanıyor çok uzaklarda, Çorak topraklarımın üzerinden bir bulut geçiyor.Şimdi umutlarım, varılmaz uçurum diplerinde
    Korkunç, karanlık mağaralarda hayallerim.Derin bir kuyudan su çekercesine,
    Zamandan ve mesafelerden seni çekiyor ellerim.Sen her zaman olduğun gibi
    Yine o en güzel, en değerli...
    Benimse ellerim sımsıcak,
    Dudaklarım nemli,
    Özlediğim her şeyimle kopup en yüksek tepelerden bir çığ gibi sana geliyorum.Sonra dağlar çöküyor ansızın,
    Ağaçlar devriliyor,
    Evler yıkılıyor,
    Altında kalıyorum...

    Kırık bir heykel,
    Parçasını arıyor her gece.
    Bir şarkı notasını...
    Bir tablo renklerini...
    Ağaç yapraklarını...
    Vazo çiçeklerini...
    Ve bir adam, Her gece yollara düşüp, Yana yakıla seni arıyor...
    Mağrur gözleri ıslak, İlk defa ağlıyor bu adam, 'Gel ' diye,
    İlk defa yalvarıyor...

    Ben her gece,
    Gözlerim tavanda bir noktaya dikilmiş,
    Seni düşünüyorum.
    Ve sen o saatlerde,
    Benim görmediğim rüyaları görüyorsun.
    Bir böcek giriyor kafatasıma...
    Her gece sen,
    Bir cinnet gibi,
    Kanıma yürüyorsun....

    Körü körüne yaşamak

    Körü körüne yaşamak

    Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
    "O olmazsa yaşayamam" demeyeceksin.
    Demeyeceksin işte.
    Yaşarsın çünkü.
    Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
    Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
    Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
    Çok sevmezsen, çok acımazsın.
    Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
    Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
    Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
    Senin değillermiş gibi davranacaksın.
    Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
    Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
    Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
    Paldır küldür yürüyebileceksin.
    İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
    Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
    Gökyüzünü sahipleneceksin,
    Güneşi, ayı, yıldızları...
    Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
    "O benim" diyeceksin.
    Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
    Mesela gökkuşağı senin olacak.
    İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
    Mesela turuncuya, ya da pembeye.
    Ya da cennete ait olacaksın.
    Çok sahiplenmeden,
    Çok ait olmadan yaşayacaksın.
    Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
    İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak
     ...

    İçimdeki Sevgiliye

    İçimdeki Sevgiliye

    Bekledim geceyi ay doğacak diye
    Yıldız olup göklere çıkmayı düşledim
    Dünya bana replikler verdiğinde
    Aşkına güller atacağım;
    Sonra arkamı dönüp uykulara yatacağım
    Ardımda güneşin yokuşu
    Düşlerime sevdalar katacağım...
    Bekledim ölümü yaşamayı özledim
    Melek olup yeryüzüne inmeyi düşledim
    Aşık bana cenneti gösterdiğinde
    "aşk bana cenneti gösterdiğinde"
    Gönüllere şarkılar yazacağım
    Sonra uykumu bölüp;
    Gözyaşlarına koyacağım
    Önümde dünyanın soluşu
    Düşlerime saçlarından taçlar takacağım...
    Bir tek bana aç kapını
    Yalnızca bana gülümse
    Ben bir gül dalı oldum
    Beni yalnızca sen elle...

    AyRıLıĞıN aNaToMiSi...

    AyRıLıĞıN aNaToMiSi...

    Acı… Binlerce çeşidi var acının da, aşkında. Bizim yaşadığımız neydi? Aşk mı, savaş mı, intikam mı yoksa aldatmaca mı? Neydi önceleri bizi bir arada tutan, sonraysa düşman eden şey? Sordun mu hiç kendine bize ne oldu diye? Ah, bize ne oldu?.. Öyle çok düşündüm ki bu soruyu, artık anlamını yitirdi bende. Öyle çok cevap aradım ki… Ama her seferinde sanki tüm kilitler sende çözülecekmiş, sanki tüm soruların cevabı sendeymiş gibi ellerim boş döndüm zihnimin çıkmazlarına…
    Acının tüm evrelerini yaşadım ben sensizlikte, bu terk edişte… Önceleri dayanılır gibi değildi. Nefes alamıyordum sanki. Geceler hiç bitmiyordu. En çok gecelerde anladım ben seni ne çok sevdiğimi… En çok geceleri özledim teninin o bebeksi kokusunu… Bazen çıldırıyorum sanıp Allah’a dualar ettim; ne olur aklımı koru, diye… Dayanılır gibi değildi, tükenmiştim. Gözlerim o güne kadar bu denli gözyaşı dökmemişti. Çıkış bulamıyordum, aklım almıyordu.. Sen… Benim ilk ve tek ve en büyük aşkım, dokunmaya kıyamadığım, bakmaya doyamadığım yarim, bunu bana nasıl yapmıştın? Bana kıyamayan sevgilime ne olmuştu? Nasıl olup da birden bu kadar acımasızlaşmıştın? Halbuki ben… Ahh, ben seni ne çok sevmiştim… Tarif edilmez, anlatılmazdı sana olan tutkum. Sen benim hem çocuğum, hem aşkım, hem dostum, özlemim, hasretim, her şeyimdin… Öyle ki, sensizlik dünyada başıma gelebilecek en korkunç şeydi… Çoğu zaman ortada hiç bir şey yokken, ağlardım ben, ya bir gün gelirde benden bıkarsan, diye… Kara sevdamdın, duman duman yanardın gönlümde her daim. Yanındayken bile özlerdim seni. Başım omzunda otururken, akşam olacak ve ben sensiz kalacağım diye içim giderdi… Tüm bunları düşündükçe, fazla yaşamam diyordum; ben bu acıyla fazla yaşayamam…
    Yanılmışım… Meğer sensizde yaşanıyormuş. Bunu anlamam çok uzun zaman aldı. Önceleri kabul etmiyordum ayrılığı…Nasılsa bir gün gelecek ve sen bana dönecektin, yine benim olacaktın. Evet, bana tüm yaptıklarına rağmen sana kızamıyor, yine bana dönmeni istiyordum… Ben nasıl sensiz mutlu değilsem, sende bensiz mutlu olamazdın. Bir süre böyle dindirmeye çalıştım bitmeyen acımı. Sonra, yavaş yavaş asla geri gelmeyeceğini anladım. Sen yolunu çizmiştin işte. Beni geride bırakmıştın. Hem de çok geride… Bunu anlayınca önce acılarım geri döndüler insafsızca. Ama neden sonra, buna da alıştım ve kabul ettikçe rahatladım. Durum buydu. Yapacak hiçbir şey yoktu kabullenmekten başka.
    Sonra bir zaman sana beddua etmekle geçti. İnşallah mutlu olamazdın. Benim seni sevdiğim gibi severdin inşallah bir vefasızı ve benim gibi terk edilirdin.. Sen sevdikçe o kaçsın istedim. O da seni geride bıraksın istedim. Çok sev ama hiç sevilme istedim…
    Sonra bunlarda geçti. Acım yavaşça da olsa diniyordu artık. Sensizliği, terk edilmişliği kabullendim. Bu da geçecek dedim hep. Bir gün gelecek ve sen de unutulacaksın. Ve nitekim öylede oldu. Belki unutmadım seni ama artık canımı acıtamıyorsun. Kahretmiyorum senle geçen günlerime, lanetler yağdırmıyorum sana, beni bırakışına… Başkalarının acılarına bakıp teselli ettim kendimi. Ah bir bilsen ne acılar var bu dünyada… Dedim ya, acının da binlerce çeşidi var. Bir sokak çocuğunun, ufacık bir hediyeyle yaşadığı mutluluğu görüp utandım kendimden. O çocuğun gözlerindeki kederi görünce ne boş şeylere üzüldüğümü anladım. Ben aşkımızı kutsal sanırdım, ama o gün o çocuğu bir nebze mutlu edince kutsallığın ne demek olduğunu anladım ve yine utandım kendimden ve sana akıttığım yaşlardan…
    İşte böyle… Ben seni yendim. Ben sensizliğe göğüs gerdim ve sana ezilmedim. Çok şey öğrendim sayende. Artık bulanık değil gözümde hiçbir şey. Tüm sorular cevabını buldu. Hepsinin bir tek cevabı vardı… Sen beni sevememiştin!.. Tüm yaşananların tek nedeni buydu işte. Çünkü sevmek bambaşka bir şey. Sevmek; fedakarlık, sevmek; sabır, sevmek; cesaret… Her şeyden önce sevmek, acıyı göze almaktır. Ben tüm bunları kabullenerek sevdim seni. Zoru görünce kaçmadım. Senin için direndim, savaştım. Sonrada payıma düşen acıyı çektim.. Ben aşka borçlu değilim. Bedelini çok ağır ödedim. Ben aşka küskünde değilim. O görevini yaptı. Bizi karşılaştırdı ve sonrada dedi ki; aşkı bulmak herkese nasip olmaz. Mademki baş koydunuz bu işe, öyleyse gösterin yürekliliğinizi… Ben dimdik yürüdüm aşka, sense kaçtın!.. İşte her şey bundan ibaret. Durum bu… Anladım ki, mutluluk senin tekelinde değil! Yüzümün gülmesi için gözleri görmem gerekmiyor. Ben sensizde gülebiliyorum artık. Ah, bir bilsen çocuk!.. Ne çok gözyaşı döktüm ben senin uğruna, hem de senin umurunda değilken. Halbuki gözyaşları, yüreklerde saklanan incilermiş. Akıtmamak gerekirmiş boş yere. Çünkü çocuk, bir gün gelip de kendinden daha önemli şeyler olduğunu anlarsan hayatta, başını kaldırıp bakarsan çevrene göreceksin.. O inciler yürekleri dağlayarak çıkıyorlar dışarı. İşte bunun için boşa akıtmamak lazım gözyaşlarını; boşa geçirmemek lazım zamanı.
    Bana bunları öğrettiğin için, beni acı çekerek olgunlaştırdığın, en önemlisi de kutsallığın ne olduğunu anlamamı sağladığın için sağ ol!..

    08 August

    Kendine İyi Bak

    Kendine iyi bak bir "veda" değiL "eLveda" cümLesidir coğu zaman.
    O 3 keLimeden çok daha fazLasını gizLer içinde...
    "Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında oLmayacağım. OLamayacağım.
    Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanLar seni, haLa seviyorum
    ve benden sonra da mutLu oLmani istiyorum.
    OLurda bir gün dönersem seni iyi buLmak istiyorum.Kendine iyi bak.
    Çünkü bundan sonra kendinden başkasi oLmayacak yanında sana bakacak. Ben oLmayacağım.
    Kendine iyi bak ve beni düşünme. Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artik.
    Arama sakin beni, yazma, Çünkü ben yazmayacağım. SiL beni yüreğinden, Çünkü ben siLeceğim.
    Fakat, yaşanıLan, payLaşıLan güzeL şeyLer hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum.
    Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.
    "Kendine iyi bak. Aramızda geçen herşeye rağmen benden sonra iyi oLduğunu biLmeyi tercih ederim.
    AsLinda biLmem çok önemLi değiL, iyi oLduğunu varsayacağım ben.
    Seni bir daha asLa görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinLe başbaşa, yapayaLnız bırakıyorum ben.
    BiLiyorum kendini birakacaksın benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum.
    AsLına bakarsan, çok da fazla umursamıyorum."
    Kendine iyi bak, derLer ve giderLer.
    TutkuyLa sevenLer, bazen birden fazLa söyLerLer
    bunu.
    Çünkü onLarı ayirmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir.
    KoLay koLay kopamaz onLar, süreç çok acı vericidir, yürek parçaLayıcıdır.
    Her seferinde azaLan umutLarLa geri döner ve yine Kendine Iyi Bak gözLeriyLe ayrıLırLar.
    Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar Taki son eLveda mezar sessizLiğine bürününceye kadar
    Tutkunun ötesinde sevenLer, bir kez Kendine Iyi Bak derLer ve giderLer.
    OnLar eti tirnaktan ayirmak yerine öLümü yeğeLerLer.
    OnLar bu acıyı bir kezden fazLa kaLdıramayacakLarını biLirLer.
    Kendine iyi bak, derLer ve giderLer.
    Bu sözLerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman oLamaz derLer ve giderLer.
    En büyük ihanet deĞiL midir asLinda seni seveni, ihtiyacı oLanı yüzüstü bırakıp gitmek.
    Kendine iyi bak, derLer ve giderLer. Seni suskunLuğa mahkum edip giderler.
    Seni parçaLara ayırıp, en büyük parcayı yanLarına aLıp giderLer.
    Seni senden aLıp giderLer.
    Daha kötüsü suçLayamazsın onLari tüm bunLar için.
    Kendine iyi bak deyip gidenin gecerLi bir nedeni vardir eLbet.
    SuçLatmaz kendini. SavaşmadıkLari için kızarsın ama suçLayamazsın.
    SavaşmışLarsa, yeniLdikLeri için kizarsın ama suçLayamazsın.
    YeniLdiĞin için kIzarsIn ama suçLayamazsın AyrıLıĞın kaçInILmazLiĞina inandırır seni,
    kendine iyi bak, derLer ve giderLer.
    ELinden umutLarInI, düşLerini, sevgiLerini aLıp giderLer.
    Bir tek anILarI bırakırLar geride, bir de hatırLadıkca gözyaşLarına boĞuLasın diye unutuLmayan
    nameLer.
    ArkaLarına bakmadan çekip giderLer eĞer yaLnız kaLmışsan, Çünkü insafsızLıkLarını görmek
    istemezLer.
    Herşey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterLer. "Bitti" diyemedikLeri için ,
    kendine iyi bak derLer. "KırıLdım ve affedemiyorum" diyemedikLeri için kendine iyi bak derLer.
    "Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama biL ki hiç unutmayacağım"
    diyemedikLeri için kendine iyi bak derLer.
    "BiLiyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum" diyemedikLeri için kendine iyi bak derLer.

    VicdanLarını rahatLatmak için kendine iyi bak derLer,
    Çünkü o kan uzun süre akacaktır ve o yara asLa kapanmayacaktır, biLirLer.
    Kendine iyi bak bir noktadır çoğu zaman.
    Kendine iyi bak deme bana, sadece kötüLükLer noktaLansın isterim ben.
    Oysa sen iyisin Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçsin.
    Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin.
    Sen yoLumu aydınLatan, sen dert ortagim, sen gönüL yoLdaşım, sen bir tanesin.
    Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.
    Keşke böyLe yaşanmasaydı bazi şeyLer, keşke affedebiLsen beni,
    keşke ben de affedebilsem Keske döndürebilsek zamaniı geriye.
    Keşke bugünkü akLımızLa yaşasak herşeyi baştan. NafiLe...
    Ama yine de, gitmesen oLmaz mı?
    Bitmesek oLmaz mı?
    Sen eksikken, ben nasıL tam oLurum?
    Senden kaLan boşLuu kimLerLe doLdururum?
    Savaşsak aramıza giren şeytanLa oLmaz mı?
    Hani büyük aşkLar her türLü engeLi aşardı,
    hani gerçek dostLukLar her sınavı geçerdi,
    hani sevgi eninde sonunda kazanırdı?
    Hani hayatta hiç kirLenmeyecek değerLer vardı?
    Hani en büyük zaferler, en kanlı savaşLarın ardından kazanıLırdı?
    BunLarin hepsi yaLan mı?... Sahiden..., gitmesen oLmaz mı?
    Bitmesek oLmaz mı?
    Peki o zaman... Senin istediğin gibi oLsun... ÖyLeyse sen de "Kendine Iyi Bak

     
    03 July

    Offf

     
     
     
     
    Her ne kadar onu çok düşünsen ve gitmesini istemesende yine de gidebileceğini öğrendim.
     
     
     
    En fazla önemsediğim kişilerin benden hep uzaklaştıklarını öğrendim.
     
     
     
    İyi insan olmanın hep iyi sonuçlar getirmemekte olduğunu öğrendim.
     
                                       VE
     
    Kalbin ne kadar kırılmış olursa olsun dünyanın senin acılarından dolayı durmayacağını öğrendim.